Özel Güvenlik Hukuku Ders Notlarını İndirmek İçin Tıklayınız!

ÖZEL GÜVENLİK HUKUKU HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKEN KAVRAMLAR

GÜVENLİK

Bireylerin umumi veya umuma açık yerlerde saldırıya, zorlanmaya, itilip kakılmaya, engellenmeye, durdurulmaya ve alıkonulmaya uğramadan dolaşmaları veya bulunmaları, can ve malları için endişe duymamalarını ifade eder.

ÖZEL GÜVENLİK ŞİRKETLERİ

Faaliyet iznini İç İşleri Bakanlığından alan, Türk Ticaret Kanunu’na göre kurulan,  şirket hisseleri nama yazılı olan münhasıran koruma ve güvenlik hizmeti veren şirketleri ifade eder.

ÖZEL EĞİTİM KURUMLARI

Faaliyet iznini İç İşleri Bakanlığından alan, Özel güvenlik görevlileri ve yönetici adaylarına özel güvenlik eğitimi vermek üzere kurulan eğitim kurumlarını ifade eder.

ÖZEL GÜVENLİK BİRİMLERİ

Faaliyet iznini valilikten alan, bir kurum veya kuruluşun güvenliğini sağlamak üzere, kendi bünyesinde kurulan birimi ifade eder.

ALARM İZLEME MERKEZLERİ

Faaliyet iznini valilikten alan, alarm sistemleri aracılığıyla sürekli olarak yapılan izleme sırasında gelen ihbarları değerlendiren ve teknik bakımdan doğrulanan ihbarları sorumluluk bölgesindeki genel kolluğa en kısa zamanda bildiren kuruluşları ifade eder.

ÖZEL GÜVENLİK GÖREVLİLERİ

Kanun kapsamında özel koruma ve güvenlik hizmetini yerine getirmek amacıyla istihdam edilen kişileri ifade eder.

ÖZEL GÜVENLİK KOMİSYONU

Her ilde vali yardımcısının başkanlığında, il emniyet müdürlüğü, il jandarma komutanlığı, ticaret odası başkanlığı ve sanayi odası başkanlığı temsilcilerinden oluşan komisyonu ifade eder.

ÖZEL GÜVENLİĞİN FELSEFESİ

Özel güvenliğin felsefesi birbirinden ayrılması mümkün olmayan ve bunlardan birinin olmaması halinde özel güvenlikten bahsedilmeyen Liberal Demokrasi ve Liberal İktisata dayanmaktadır.

Özel güvenlik felsefenin amacı bireyleri ve toplumu kamu hizmetlerinin pasif tarafı olmaktan çıkarıp aktif olarak devreye sokabilmektir. Talep eden, sorgulayan, çözüm öneren ve çözüm bulan, kamu yönetimine mecbur ve mahkûm olmayan birey hedeflenmektedir.

ÖZEL GÜVENLİĞE NİÇİN İHTİYAÇ DUYULDU?

Devletin temel görevi vatandaşlarının kısaca can ve mal güvenliğini sağlamaktır. Devlet bu sorumluluğunu genel kolluk kuvvetleri aracılığı ile yerine getirmektedir.

Ancak gelişen toplum, suç oranlarının artması gibi sebeplerle artık devlet bu temel görevini yerine getirirken toplumun tüm kesimlerine hitap edemez hale gelerek zaaflar yaşamaya başlamıştır.

2495 SAYILI KANUN HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKENLER

Kamu güvenliğini tamamlayıcı olarak ilk defa 24.07.1981 yılında yürürlüğe giren 2495 sayılı Bazı Kurum ve Kuruluşların Korunması ve Güvenliklerinin Sağlanması Hakkında Kanun çıkarılmıştır.

Özel güvenlik anlamında yapılmış olan ilk kanun olup 1981 yılında yürürlüğe girmiştir. Bu bağlamda 2495 sayılı Bazı Kurum ve Kuruluşların Korunması ve Güvenliklerinin Sağlanması Hakkında Kanun özel güvenlik hizmetlerinin temelini oluşturur.

Bu kanun ile başta bankalar ve büyük iş merkezleri olmak üzere kimi özel ve resmi kurum-kuruluşlarda özel güvenlik teşkilatı kurulmasına olanak sağlanmıştır.

Görev alanı dışında üniforma giymek, Teçhizatını görev alanı dışında taşımak, Silahını görev alanı dışında taşımak, Sendika üyesi olmak, Dernek üyesi olmak, Siyasi parti üyesi olmak, Toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılmak suç sayılıp cezalandırılması gerektiği için yasakçı bir kanundur.

Zamanla kişilerin korunmasına, spor müsabakaları, sahne gösterileri, fuar ve her türlü sosyal etkinliklerde koruma tedbirlerinin alınmasına, sivil havacılık liman güvenliğinin sağlanmasına, güvenlik sistemlerinin kurulup korunmasına ilişkin faaliyet alanlarının genişlemesi sebebiyle özel güvenlik teşkilatı ihtiyacı artmış ve yaygınlaşmıştır.

Bu nedenle 2004 yılında 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun’un yürürlüğe girmesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.

5188 SAYILI ÖZEL GÜVENLİK YASANIN AMACI

Ticaret yasasına göre kurulan şirketlerin faaliyetlerinin yasal bir zemine oturtulması, özel güvenlik alanındaki her türlü faaliyetin kayıt altına alınması, ülkede istihdam yaratması, polisin yükünü hafifleterek asıl görevini daha iyi yapmasına imkan sağlamaktır.

ÖZEL GÜVENLİK HİZMETLERİNİN AMACI

Suç işlenmesini önlemek ve caydırıcılık sağlamaktır. Caydırıcılığın sağlanamaması halinde meydana gelen olaylara, özel güvenlik görevlileri kanunlarda kendisine tanınan yetkiler ve yükümlülükler çerçevesinde müdahale etmesi gerekmektedir.

ÖZEL GÜVENLİK GÖREVLİLERİNİN YETKİ SINIRLARI

Özel güvenlik görevlileri kendilerine kanunlarca tanınan yetkilerini;

1-Görevli oldukları süre içerisinde,

2-Görevli oldukları alanlarda ve

3-Kimlik kartını herkes tarafından görülebilecek şekilde taşımak

şartıyla kullanabilirler.

*Özel Güvenlik görevlileri, özel güvenlik izin belgesinde belirtilen adres ve güzergâhı dışında yetkili değildir. Ancak işlenmiş bir suçun sanığı veya suç işleyeceğinden kuvvetle şüphe edilen kişinin takibi, dışarıdan yapılan saldırılara karşı tedbir alınması, para ve değerli eşya nakli, kişi koruma ve cenaze töreni gibi güzergâh ifade eden durumlarda güzergâh boyu görev alanı sayılır. Kişi korumasında çalışan özel güvenlik görevlilerinin görev alanı; koruduğu kişi ile birlikte olduğunda ülke geneli, koruduğu kişi olmaksızın kişi koruma izni verilen ilin sınırlarıdır.

KOLLUK

GENEL KOLLUK

Genel Kolluk: Genel emniyeti ve asayişi sağlamaktan sorumlu kolluk birimidir.

Genel Kolluk Görevlileri; Polis, Jandarma, Sahil Güvenlik Komutanlığı’ndan oluşur.

ÖZEL KOLLUK

Özel Kolluk: Genel kolluk dışında kalan ve özel yasalarına göre kurulup belirli görev ve yetkilerle donatılan kolluk birimidir.

Özel Kolluk Görevlileri; Özel Güvenlik Görevlileri, Belediye Zabıtaları, Orman Muhafaza Memurları, Köy Korucuları, Köy Bekçileri, Kır Bekçileri ve Çiftçi Malları Koruma Kolluğu ve Gümrük Muhafaza Teşkilatından oluşur.

ÖNLEYİCİ (İDARİ) KOLLUK

Önleyici (İdari) Kolluk; mülki amir emrinde suç işlenmesini önlemek, kamu düzenini ve güvenliğini sağlamak amacıyla görev yaparlar.

ADLİ KOLLUK

Adli Kolluk; Cumhuriyet Savcısı emrinde suç işlendikten sonra soruşturma işlemleri ve adli görevlerin yerine getirilmesi amacıyla görev yaparlar. Bu bağlamda özel güvenlik görevlisi talep halinde adli kolluğun denetim ve gözetimi altında adli kolluğa yardımcı olabilir.

Ülkemizde genel asayiş güvenliğinden İçişleri Bakanlığı sorumludur.

Özel güvenlik hizmetlerini İçişleri Bakanlığı adına sorumluluk esaslarına göre Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı tarafından yürütülür.

ÖZEL GÜVENLİK GÖREVLİLERİNİN YETKİLERİ

5188 sayılı kanunun 7. maddesi gereğince özel güvenlik görevlileri yetki sınırları dâhilinde yetkilerini kullanabilir. Bu yetkiler şunlardır;

1-Kimlik sorma yetkisi,

2-Arama yetkisi,

3-Eşyayı emanete alma ve el koyma yetkisi,

4-Yakalama yetkisi,

5-Zor kullanma yetkisi,

6-İşyeri ve konuta girme yetkisi,

7-Silah bulundurma, taşıma ve kullanma yetkisi,

8-Suça el koyma ve delilleri muhafaza yetkisi

KİMLİK SORMA YETKİSİ

5188 sayılı kanunun 7. maddesi gereğince özel güvenlik görevlileri;

1-Toplantı, konser, spor müsabakası, sahne gösterileri ve benzeri etkinlikler ile cenaze ve düğün törenlerinde

2-Hava meydanı, liman, gar, istasyon ve terminal gibi toplu ulaşım tesislerinde kimlik sorma konusunda açıkça yetkilendirilmiştir.

Ancak yine 5188 sayılı kanunun 7. maddesinde belirtilen diğer yetkilerin kullanımı sırasında da özel güvenlik görevlisi kimlik sorabilir. Örneğin; haklarında tutuklama yakalama veya mahkûmiyet kararı bulunan kişileri yakalama ve arama yetkisinden önce kimlik sorma yetkisini kullanabilir.

Yine kanunda belirtilen bu haller dışında da özel güvenlik görevlileri; görev yeri girişlerinde, hizmet binalarında binaya giriş prosedürlerine uygun olarak kişileri durdurma ve kimlik sorma yetkisini kullanabilir.

Kimlik sorma yetkisi amacına göre iki başlık altında da incelenebilir;

1-Önleme amaçlı kimlik sorma yetkisi; suç işlenmesini önlemek amacıyla yapılan kimlik sorma işlemidir.

2-Adli amaçlı kimlik sorma yetkisi; suç işlendikten sonra şüphelilerin ele geçirilmesi amacıyla yapılan kimlik sorma işlemidir.

Kimlik sorma yetkisi görev yapılan yere göre üç başlık altında da incelenebilir;

1-Özel kapalı mekânlarda kimlik sorma yetkisi; bu alanlarda görev yapan özel güvenlik görevlisi kimlik sorma yetkisi bakımından en geniş yetkilere sahiptir. Mülkiyet ve idari hakkına dayanılarak özel güvenlik görevlilerinden her girene kimlik sorması bazı kişileri ve kimliksizleri içeri almaması istenebilir.

2-Kamuya mahsus kapalı mekânlarda kimlik sorma yetkisi; bu alanlarda görev yapan özel güvenlik görevlisi kimlik sorma yetkisi bakımından biraz daha sınırlıdır. Buralarda özel güvenlik görevlilerinin kimlik sorabilmesi için genel bir nedene ihtiyaç vardır. Örneğin; genel kolluğa intikal eden bir ihbar geçerli bir ihbar sayılmaktadır. Ayrıca bu yerlerin yöneticileri tarafından kimlik sorulması yönünde emir verilmiş olması gerekir.  Özel güvenlik görevlisinin kimlik sorma işleminden sorumlu tutulmaması adına bu emrin yazılı verilmesinde fayda vardır.

3-Kamuya mahsus açık mekânlarda kimlik sorma yetkisi; Özel güvenlik görevlisi kamuya mahsus açık alanlarda kuvvetli suç şüphesi bulunmadıkça kimlik sorma yetkisini kullanmamalıdır.

Özel güvenlik görevlisinin kamuya ait açık alanlarda kimlik sorabilmesi için; özel güvenlik görevlisinin genel kolluk ile birlikte görev yapıyor olması gerekir, kimlik sorma uygulamasının kamu kolluğunca başlatılmış olması gerekir, kamu kolluğunun talebi olmalı, özel güvenlik görevlisinin görev alanında olmalıdır.

Özel güvenlik görevlisinin kimlik sorma yetkisini kullanırken dikkat etmesi gereken hususlar;

Kimlik kontrolünde; kibar ve dikkatli olunmalı, bayanlara öncelikli olarak bayan özel güvenlik görevlileri kontrol etmeli, kimliğinde tahrifat olması halinde kimlik yerine geçen başka belge istenmeli, aranan kişi yakalandığında hemen kolluğa ihbar edilmeli, kimliğini ispat edemeyen veya kimlik göstermeden içeriye girmek isteyen kişilere ısrar edilmez ancak görev alanına girişi engellenmelidir. Yapılan kontrolün konusu ve sebepleri talep edilmesi halinde ilgiliye uygun şekilde açıklanmalı ve herkese eşit ve ayrım gözetmeden yapılmalı makul süreyi aşmamalıdır. Talep edilmesi halinde tutanak düzenlenerek talep eden kişiye imza karşılığı verilmelidir.

Özel güvenlik görevlisinin kimlik sorma yetkisi ile bilinmesi gereken hususlar;

1-Özel güvenlik görevlisinin kimlik sorma yetkisi vardır ancak kimlik tespit etme yetkisi yoktur. Çünkü kimlik tespit işleminde polis kayıtlarına geçirilmesi yani fişleme işlemi yapılmaktadır.

2-Durdurma ve kimlik sorma yetkilerinin kullanılması için ayrıca bir hakim kararına veya savcılık talimatına ihtiyaç yoktur.

3-Özel güvenlik görevlisi kanun kapsamına alınmış yerlerde yapmış olduğu kimlik sorma işleminde; ceza uygulamasını gerektirecek bir suçun varlığı, bir suç şüphesinin görülmesi, bir ihbarın ortaya çıkması veya yetkili mercii tarafından verilen emir gerekmektedir.

Bu şartlardan herhangi birisi olmadan yapılan kimlik sorma işlemi kişi dokunulmazlığının sebepsiz yere sınırlandırılması ve haksız arama mahiyetindedir.

Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu madde 4/A’ya göre; polise durdurma yetkisinin yanı sıra kimlik sorma yetkisi de verilmiştir.

Kanuna göre polis; suç işlenmesini önlemek ve işlenmiş suçların faillerini ele geçirmek adına kimlik sorma yetkisine sahiptir.

Polis, görevini yerine getirirken, kendisinin polis olduğunu belirleyen belgeyi gösterdikten sonra, kişilere kimliğini sorabilir.

Belgesinin bulunmaması, açıklamada bulunmaktan kaçınması veya gerçeğe aykırı beyanda bulunması dolayısıyla ya da sair surette kimliği belirlenemeyen kişi tutularak durumdan derhal Cumhuriyet Savcısı haberdar edilir. Polis kimliğini belirleyemeyen kişiyi 24 saat gözaltında tutabilir. Gözaltına alma işlemi için Cumhuriyet Başsavcısı tarafından karar verilmesi gerekmektedir.

ARAMA YETKİSİ

5188 sayılı kanunun 7. maddesi gereğince özel güvenlik görevlileri;

1-Koruma ve güvenliğini sağladıkları alanlara girmek isteyenleri duyarlı kapıdan geçirme, bu kişilerin üstlerini dedektörle arama, eşyaları X-ray cihazından veya benzeri güvenlik sistemlerinden geçirme.

2-Toplantı, konser, spor müsabakası, sahne gösterileri ve benzeri etkinlikler ile cenaze ve düğün törenlerinde kimlik sorma, duyarlı kapıdan geçirme, bu kişilerin üstlerini dedektörle arama, eşyaları X-ray cihazından veya benzeri güvenlik sistemlerinden geçirme.

3-Görev alanında, haklarında yakalama emri veya mahkûmiyet kararı bulunan kişileri yakalama ve arama.

4-Hava meydanı, liman, gar, istasyon ve terminal gibi toplu ulaşım tesislerinde kimlik sorma, duyarlı kapıdan geçirme, bu kişilerin üstlerini dedektörle arama, eşyaları X-ray cihazından veya benzeri güvenlik sistemlerinden geçirme konusunda açıkça yetkilendirilmiştir.

5188 sayılı kanunun 7. maddesine göre aslolan teknik cihazlar yardımı ile arama yapılmasıdır. Bir başka anlatımla el ile arama yapılması yasaklanmıştır. Ancak istisnai durumlarda el ile kaba üst araması yapılabilir. Şöyle ki; kişinin kendi kendini tehlikeye sokması halinde o kişiyi tehlikeden korumak için veya özel güvenlik görevlisi kendisine karşı yöneltilebilecek olan tehlikelerden arındırabilmek için el ile kaba üst araması yapılabilir.

Aranan kişilerin arama yapılmasına dair hakim kararı talep etmeleri halinde kendilerine “aramanın 5188 sayılı kanunun 7. maddesine göre yapıldığı ve arama başlamadan önce aramaya rıza göstermezse binaya girmekten vazgeçmesi şartıyla arama yapılmayacağı” sözlü olarak tebliğ edilir.

Aranmayı kabul etmeyen kişilere karşı ısrar edilmez ancak binaya giriş yapmasına izin verilmeyebilir.

Arama yetkisi amacına göre iki başlık altında da incelenebilir:

1-Önleme amaçlı arama yetkisi; suç işlenmesini önlemek amacıyla yapılan arama işlemidir.

Makul ve kabul edilebilir bir sebebe bağlı olarak milli güvenlik ve kamu düzeninin genel sağlık ve genel ahlakın veya başkalarının hak ve hürriyetlerinin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, taşınması veya bulundurulması yasak olan her türlü silah, patlayıcı madde veya eşyanın tespiti için kişinin üstünde, üzerinde bulunan özel kağıtlar ve diğer eşya ile aracında önleme amacıyla yapılan aramadır.

2-Adli amaçlı arama yetkisi; suç işlendikten sonra şüphelilerin ve delillerin ele geçirilmesi amacıyla yapılan arama işlemidir.

Bir suç işlemek veya buna iştirak veyahut yataklık etmek makul şüphesi altında bulunan kimsenin, saklananın, şüphelinin, sanığın veya hükümlünün yakalanması ve suçun iz, eser, emare veya delillerinin elde edilmesi için bir kimsenin özel hayatının ve aile hayatının gizliliğinin sınırlandırılarak konutunda, etrafı çevrili diğer mahallinde, üzerinde, özel kâğıtlarında, eşyasında, aracında CMUK ve diğer kanunlara göre yapılan araştırma işlemidir.

Arama yetkisi aramanın yapıldığı yere ve aranan kişilere göre 8 başlık altında da incelenebilir.

1-Korunması gereken yerlere (Mağaza, AVM, Fabrika vb… işyerlerine) girenlerin (Çalışan, Müşteri) aranması; Bu tür yerlere girişten önce özel güvenlik görevlileri tarafından şahısların üzerinde ve eşyalarında güvenliği tehlikeye sokabilecek maddelerin bulunup bulunmadığını öğrenmek amacıyla ve teknik cihazlarla yapılan kontrol işlemini güvenlik kontrolü diye tanımlamak daha doğrudur.

Buradaki kontrol için herhangi bir kamu otoritesinden izin ya da onay almaya gerek yoktur. Çünkü özel güvenlik görevlilerinin hizmet sundukları yerler özel işletmelere veya kurumlara ait bina ve alanlardır. O halde bu alanlara giriş oraların sahiplerinin rızası ve girmek isteyenin de arzusu dahilinde olmaktadır. Şayet oraya girmek isteyen kişiler bu tür bir kontrolü kabul etmiyorlarsa o alanlara girmezler. Aksi halde giriş için konulan bu güvenlik önlemine itirazları olmamalıdır.

Bu tür yerlerdeki bahse konu aramalar önleme araması mahiyetindedir.

2-Sivil hava meydanları, limanlar ve sınır kapılarında arama; genel güvenlik ve kamu düzeni bakımından gerekli gördüğü hallerde sivil hava meydanlarında, limanlarda ve sınır kapılarında binaları, uçakları, gemileri ve her türlü deniz ve kara taşıtlarını, giren-çıkan yolcular ile buralarda görevli kamu kuruluşları ve özel kuruluşlar personelinin üstlerini, araçlarını ve eşyalarını aratabilir.

Aramanın kimler tarafından yapılacağı kaydını da taşıyan arama emri yazılı olarak verilir.

Önleme amaçlı olarak kişilerin fiziki üst aramasının yapılabilmesi için genel kolluk kuvvetinin talebi ve iştiraki gerekli olup herhangi bir hakim veya savcı kararına gerek yoktur.

3-Spor müsabakalarının düzenlendiği yerlerde yapılan arama; Spor Müsabakalarında Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunun 5. ve 6. maddelerinde, spor alanlarının çevresinde, stadyum veya spor salonları girişleri ile turnike girişlerinde müsabaka ile ilgili olarak hakim kararı veya gecikmesinde sakınca olan hallerde mülki amirin yazılı izni ile genel güvenlik güçlerince veya genel güçlerinin denetiminde özel güvenlik güçlerince üst araması yapılır ifadelerine yer verilmiştir.

Görüleceği üzere burada da özel güvenlik görevlilerinin önleyici amaçlı üst araması yapacağı esnada genel kolluğun denetimi şart koşulmuştur.

4-Yangın, deprem gibi tabii afet durumlarında işyeri ve konutta arama; 5188 sayılı yasanın 7/e maddesi gereğince yangın, deprem gibi tabii afet durumlarında ve imdat istenmesi halinde görev alanındaki işyeri ve konuta girme yetkisi verilirken buralarda canlı veya eşya araması gerekliliğinden hareket etmiştir. Gerçekten de bir enkazın veya yangın ortamının içine girildiğinde oralarda arama yapmadan kurtarılmak istenen canlıya veya eşyaya ulaşma olanağı bulunmadığı için böyle bir arama yetkisinin kabulü gerekir.

5-Kişinin vücudu veya sağlığı bakımından mevcut bir tehlikeden korunması amacıyla arama; 5188 sayılı yasanın 7/ı maddesi kişinin vücudu veya sağlığı bakımından mevcut bir tehlikeden korunması amacıyla yakalamadan söz etmektedir. O halde yakalanan kişiye zarar verecek eşyanın tespiti veya ondan arındırılması bir arama faaliyetini gerektirmektedir.

Arama yapmadan tehlikeyi bertaraf etme olanağı bulunmadığına göre burada da bir önleme araması yetkisi karşımıza çıkmaktadır.

6-Toplantı, konser, sahne gösterileri vb… etkinlikler ile cenaze ve düğün törenlerinde  arama; 5188 sayılı yasada özel güvenlik görevlilerinin toplantı, konser, sahne gösterileri vb… etkinlikler ile cenaze ve düğün törenlerinde koruma ve güvenliğini sağladıkları alanlara girmek isteyenleri duyarlı kapıdan geçirme, dedektörle arama, eşyaları x-ray cihazından veya benzeri güvenlik sistemlerinden geçirme yetkileri mevcuttur.

Bu haliyle bu yetkinin de önleme araması olduğu kabul gerektirir.

7-Haklarında yakalama, tutuklama veya mahkumiyet kararı bulunan kişileri arama; 5188 sayı yasada her ne kadar haklarında yakalama, tutuklama veya mahkumiyet kararı bulunan kişileri yakalama yetkisinden bahsetmiş olsa da bu kişilerin yakalanması ile birlikte arama işlemi yapılması kuvvetle muhtemeldir.

Buradaki arama işlemi ise artık adli yakalamadır.

8-Suç işleyen kişinin aranması; suç şüphesi ile yakalanan kişinin yakalandığı anda silah, patlayıcı, yanıcı, yakıcı madde, kesici, delici, bereleyici alet vb… kendisine veya kişilere zarar verebilecek diğer unsurlardan arındırılması amacıyla yapılacak olan arama veya delillerini elde etmek üzere kişilerin üstlerinde ve eşyasında, araçlarında, özel kağıtlarında ve kaçarken girdikleri bina ve eklentilerinde yapılacak arama bu kapsamda değerlendirilir.

Bunun için hakim kararı aranmadığı gibi artık adli aramadan bahsedilmesi gerekir.

Anayasamıza göre kişilerin bir suç şüphesi üzerine üzerlerinin, eşyalarının ve araçlarının aranması halinde tehlikede olan hak özel hayata saygı gösterilmesini isteme hakkıdır.

Bu hak mutlak bir hak değildir ve sınırlanabilir.

Ancak durdurma ve arama yolu ile bu hakka müdahale edilebilmesinin bazı şartları vardır.

Arama yetkisinin kullanılmasında aranan şartlar;

1-Aramanın milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amaçlarından birisine hizmet etmesi gerekir.

2-Usulüne göre verilmiş bir hâkim kararı olmalıdır. Ancak gecikmesinde sakınca olan hallerde hâkim kararı olmadan da durdurma ve arama yapılabilir. Ancak bu halde hâkim kararı yerine kanunla yetkili kılınan merciin yazılı emri bulunmalıdır. Bu durumda kanunla yetkili kılınan merciin arama emri 24 saat içinde görevli hâkimin onayına sunulmak zorundadır.

3-Arama yetkisi kanunla düzenlenmiş olmalıdır. Arama ölçülü ve orantılı olmalıdır.

4-Kanunla getirilen bu düzenleme özel hayata saygı duyulmasını isteme hakkının özüne dokunmamalıdır.

5-Kanunla yapılan düzenleme ile özel halata getirilen sınırlamalar Anayasanın sözüne, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmamalıdır.

Arama yetkisinde bilinmesi gerekenler;

1-Kanuna aykırı olarak arama yapılmasında elde edilecek olan deliller yargılamada kullanılmaz.

2-Gece iş yeri ve konut araması yapılmaz (Gece: güneşin batmasından bir saat sonra başlayan ve doğmasından bir saat evvele kadar devam eden zaman)

3-Kural olarak arama aynı cinsten kişilerce yapılır.

4-Arama gizli saklı olan bir şeyin ortaya çıkarılması için yapılan bir faaliyettir. Görülen, koklanan ve algılanan bir şeyde veya terk edilmiş sahipsiz bir eşya üzerinde ya da herhangi bir koruma altına alınmamış metruk alanlarda yapılan inceleme ve araştırmalar da arama olarak değerlendirilemez.

Arama yetkisi kullanılırken kanunlara aykırı bir şekilde arama yapılması halinde özel hayatın gizliliğini ihlal suçu işlenmiş olur.

Bu nedenle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 120. maddesi uyarınca memur sıfatı bulunan özel güvenlik görevlisine 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası verilir.

EŞYAYI EMANETE ALMA ve EL KOYMA YETKİSİ

EMANETE ALMA

5188 sayılı kanunun 7. maddesi gereğince özel güvenlik görevlileri;

1-Genel kolluk kuvvetlerine derhal bildirmek şartıyla, aramalar sırasında suç teşkil eden veya delil olabilecek ya da suç teşkil etmemekle birlikte tehlike doğurabilecek eşyayı emanete alma.

2-Terk edilmiş ve bulunmuş eşyayı emanete alma konusunda açıkça yetkilendirilmiştir.

Ancak yine 5188 sayılı kanunun 7. maddesinde belirtilen diğer yetkilerin kullanımı sırasında da özel güvenlik görevlisi eşyayı emanete alıp el koyabilir.

Eşyayı emanete alma yetkisi amacına göre iki başlık altında da incelenebilir.

1-Önleme amaçlı arama yetkisi; suç işlenmesini önlemek amacıyla yapılan eşyayı emanete alma işlemidir.

Özel güvenlik görevlisi; suç teşkil etmemekle birlikte, koruma alanının özelliğine göre tehlike doğurabileceği değerlendirilen, terk edilmiş veya bulunmuş eşyayı sahibine veya genel kolluğa teslim etmek üzere ve şirket güvenlik talimatlarında binalara sokulması yasak olduğu belirtilen eşya, sahibinin rızası ile emanet eşya teslim fişi ile birlikte emanete alınır. Bu fiş iki suret hazırlanır; birisi emanete alınan eşya ile birlikte saklanır diğeri ise eşya sahibine verilir.

Eşyasını emanete bırakmak istemeyen kişilerin koruma alanına girişine müsaade edilmeyebilir.

Ancak önleme araması sırasında bulundurulması suç olan veya bir suçta kullanıldığı anlaşılan eşya, derhal kolluğa haber verilerek emanete alınır.

2-Adli amaçlı eşyayı emanete alma yetkisi; suç işlendikten sonra delillerin ele geçirilmesi amacıyla yapılan eşyayı emanete alma işlemidir.

Özel güvenlik görevlisi; aramalar sırasında suç teşkil eden, suç aleti olduğuna dair kesin emareler bulunan veya bir suç olayında delil olabilecek eşyayı ya da görev alanında bulunmuş terk edilmiş eşyanın suç eşyası olması halinde genel kolluk kuvvetlerine derhal bildirmek şartıyla tutanakla tespit ederek eşyayı emanete alır.

EL KOYMA

El koyma (Zapt); kişinin, delil olabilecek ya da müsadere edilmesi gereken bir eşya üzerindeki tasarruf yetkisinin rızası dışında, kamu gücü kullanılarak kaldırılması veya alınmasına denir. Eğer kişi rızaen eşyasını teslim ediyorsa artık el koyma işleminden bahsedilemez.

Muhafaza altına alma; suç delili olan ve ya müsadereye tabi olan eşyayı ilgili kişinin istendiğinde rızaen vermesine denir.

Müsadere (Zor Alım);  işlenen bir suç sebebiyle suça konu eşyanın mülkiyetinin devlete geçmesini ifade eder.

El koymaya karar verme yetkisi kural olarak hâkimindir ancak gecikmesinde tehlike bulunan durumlarda istisnaen bu yetki savcılık ve kolluğa da tanınmıştır.

El koyma yetkisi üç başlık altında da incelenebilir.

1-Adli el koyma yetkisi; özel güvenlik görevlisi, 5188 sayılı kanunun 7. maddesinin c ve d bentlerine göre yakaladığı şahıslar üzerinde yaptığı aramada elde ettiği suçun ispatında delil olabilecek ya da taşınması, bulundurulması, kullanılması ve alım-satımı yasak olan eşyaları muhafaza altına alarak tutanak ile genel kolluk kuvvetlerine teslim eder.

2-Önleme el koyma yetkisi; özel güvenlik görevlileri, koruma ve güvenlik hizmeti verdikleri alanlara girmek isteyen kişilerin üzerindeki taşınması suç olmamakla birlikte tehlike teşkil eden eşyaları emanete alır. Bir belge karşılığı geçici olarak el konan ve kişinin rızası ile alınan bu eşyalar çıkışta tekrar sahibine teslim ve iade edilir.

3-Terk edilen ve bulunan eşyaya özel güvenlik görevlisi, güvenlik ve koruma sağlamakla görevli olduğu alan içerisinde, terk edilen ve kayıp-buluntu eşyaları emanete almakla da görevlidir. Emanete alınan eşya, maliki veya zilyedi müracaat ettiği takdirde kendisine, başvurmazsa genel kolluk güçlerine tutanakla teslim edilir.

Eşyayı emanete alma ve el koyma yetkisinde bilinmesi gerekenler;

1-Özel güvenlik görevlileri; Bir tehlikenin ya da suçun önlenmesi amacıyla bazı eşya ve aletlerin görev alanına girmesini önleyip onları zapt edebilirler, Bir suçun delili olan bizatihi varlığı, bulundurulması, taşınması suç olan eşyayı zapt edebilirler, Terk edilmiş veya bulunmuş eşyayı zapt edebilirler.

2-El koyma işlemi kişinin mülkiyetinde ya da tasarruf yetkisine sahip olduğu eşya üzerinde yapıldığı için haksız el koyma sonucu ihlal edilen hak kişinin mülkiyet hakkıdır.

3-5188 sayılı kanunda düzenlenen emanete alma yetkisi el koymadan önceki bir safhaya ilişkin ve literatürde “Güvenlik Alıkoyması” denilen duruma uymaktadır.

YAKALAMA YETKİSİ

5188 sayılı kanunun 7. maddesi gereğince özel güvenlik görevlileri;

1-Ceza Muhakemesi Kanununun 90 ıncı maddesine göre yakalama.

2-Görev alanında, haklarında yakalama emri veya mahkûmiyet kararı bulunan kişileri yakalama ve arama.

3-Kişinin vücudu veya sağlığı bakımından mevcut bir tehlikeden korunması amacıyla yakalama.

4-Olay yerini ve delilleri koruma, bu amaçla Ceza Muhakemesi Kanununun 168 inci maddesine göre yakalama konularında açıkça yetkilendirilmiştir.

Ancak yine 5188 sayılı kanunun 7. maddesinde belirtilen diğer yetkilerin kullanımı sırasında da özel güvenlik görevlisi yakalama yetkisini kullanabilir.

Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliğinin 4. Maddesi gereğince; Kamu güvenliğine, kamu düzenine veya kişinin vücut ve hayatına yönelik var olan bir tehlikenin giderilmesi için denetim altına alınması gereken veya suç işlediği yönünde hakkında kuvvetli iz, eser, emare ve delil bulunan kişinin gözaltına alma veya muhafaza altına alma işlemlerinden önce hakim kararı olmaksızın özgürlüğünün geçici olarak ve fiilen kısıtlanarak denetim altına alınması işlemine yakalama denir.

Yakalama yetkisi amacına göre iki başlık altında da incelenebilir.

1-Önleme amaçlı yakalama yetkisi; suç işlenmesini önlemek amacıyla yapılan yakalama işlemidir.

Kişinin mevcut güvenliğini tehlikeye sokacak, toplumu tehdit edecek, kendi vücut bütünlüğüne, hayatına karşı meydana gelecek tehlikelerden korumak amacıyla kişi özgürlüğünün kolluk personeli tarafından geçici olarak kısıtlanmasına önleme yakalaması denir.

2-Adli amaçlı yakalama yetkisi; suç işlendikten sonra şüphelilerin ve delillerin ele geçirilmesi amacıyla yapılan yakalama işlemidir.

Haklarında suç işlediklerine dair kuvvetli iz ve belirtiler bulunanların hakkında yetkili makamlarca yakalama ve tutuklama kararı verilmiş olanların ve suçüstü yapılanların gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yetkili adli makamlara götürülmek üzere özgürlüklerinin geçici bir süre kısıtlanması, denetim ve gözetim altına alınması adli yakalamadır.

Suçüstü halinde yakalama yetkisinin kullanılması; 5271 sayılı CMK’nın 90. maddesi ile şüphelinin yakalanması konusunda istisnai bir hüküm getirilmiştir. Buna göre meşhut suç sırasında rastlanan ya da bu suçtan dolayı takip olunan şüphelinin firarı umulur ya da kimliklerini hemen tespit etmek mümkün olmazsa tutuklama müzekkeresi olmaksızın herkes şüpheliyi geçici olarak yakalayabilir.

Meşhut suç; işlenmekte olan veya henüz işlenmiş olan fiil ile, fiilin işlenmesinden hemen sonra kolluk suçtan zarar gören veya başkaları tarafından takip edilerek yakalanan kişinin işlediği veya fiilin pek az önce işlendiğini gösteren eşya ve delillerle yakalanan kimsenin işlediği suça denir.

Meşhut suçtan sonraki evrede suçu işleyenin kaçması durumunda ve sıcak takip halinde özel güvenlik görevlisinin görev alanı dışına çıkarak yakalama yapabilir.

Haklarında yakalama, tutuklama ve mahkûmiyet kararı bulunanlar hakkında yakalama yetkisinin kullanılması; bu yetki kullanılırken çok dikkatli olunmalı ve yetkinin yalnızca görev alanıyla sınırlı olduğunun bilinmesi gerekmektedir.

Olay yerinde alınan önlemlere uyulmaması halinde yakalama yetkisinin kullanılması; olay yerini ve delillerini korumakla yetkilendirilen özel güvenlik görevlileri bu koruma işini yaptıkları esnada koruma önlemlerini kasten ihlal eden veya aldığı önlemleri aykırı davranan kişileri yakalayabilir.

Yakalama yetkisinde özel güvenlik görevlisinin hareket tarzı;

1-Yakalanan kişinin ilk olarak kimlik tespiti ve kaba üst araması yapılır,

2-Yakalama gerekçesi derhal kişiye açıklanır,

3-Kendisine veya başkalarına zarar verebilecek silah gibi unsurlardan arındırılması sağlanır,

4-Yakalama sırasında suçun iz, emare, eser ve delillerinin yok edilmesini veya bozulmasını önleyecek tedbirler alınır,

5-Yakalama işlemi bir tutanakla tespit edilir,

6-Yakalanan kişiler derhal suç delilleriyle birlikte en kısa sürede genel kolluk görevlilerine tutanakla teslim edilmelidir.

Yakalama yetkisinde bilinmesi gerekenler;

1-Fiili işlediği sırada 12 yaşını doldurmamış olanlar ile 15 yaşını doldurmamış sağır ve dilsizler suç nedeniyle yakalanamaz. Koruma altına alınarak kimlik ve suç tespiti amacıyla genel kolluğa haber verilir.

2-Çocuklara yani 18 yaşından küçüklere kelepçe takılamaz.

3-Küçüklere veyahut beden veya akıl hastalığı yahut maluliyeti dolayısıyla kendisini idareden aciz bulunanlara karşı suç işlenmesi halinde şikayet aranmaksızın derhal yakalama yetkisi kullanılmalıdır.

4-Hakim kararı olmaksızın suçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yakalama yetkisi kullanılabilir.

5-Şüphe üzerine yakalananların durumu açıklığa kavuştuğunda, yakalama sebeplerinin ortadan kalktığı belirlenenler kolluk kuvveti ile görüşülerek derhal serbest bırakılır.

Yakalama yetkisi kullanılırken kanunlara aykırı bir şekilde veya makul sürenin dışında keyfi bir şekilde yakalama yapılması halinde kişi hürriyetinden yoksun bırakma suçu işlenmiş olur.

Bu nedenle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 109. maddesine göre 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilir. Bu suçun kamu görevinin sağladığı nüfusu kötüye kullanmak suretiyle işlenmesi halinde yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır cezasını öngörmüştür.

ZOR KULLANMA YETKİSİ

5188 sayılı kanunun 7. maddesi gereğince özel güvenlik görevlileri;

Türk Medeni Kanunu’nun 981. maddesine, Türk Borçlar Kanunu’nun 52. maddesine, Türk Ceza Kanunu’nun 24. ve 25. maddelerine göre zor kullanma yetkisini kullanabilirler.

Bu bağlamda özel güvenlik görevlileri; 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun, 4721 sayılı Türk Medeni Kanun, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında zor kullanma yetkileri ile donatılmıştır. Bahsedilen kanunlar ayrıca hukuka uygunluk sebeplerini oluşturur.

Zor kullanma; yasalara göre verilmiş bir yetkinin kullanılması sırasında kolluk görevlilerinin eşya ve kişiler üzerinde dengeli ve yasalara uygun maddi ve manevi güç kullanmalarıdır.

Zor kullanmanın temel şartları ise; Haksız veya hukuka aykırı bir saldırı/tehdit/zarar olması gerekir, Zor kullanmanın yasal bir dayanağı olmalıdır (kanunilik), Zor kullanma saldırının giderilmesi veya tehlikenin kaldırılması için yetecek derecede olmalıdır (ölçülülük ve orantılılık), Zor kullanma zorunlu ve son çare olmalıdır, Amaca ulaşılana kadar kademeli bir şekilde zor kullanılmalı ve amaca ulaşıldığında ise zor kullanımına son verilmelidir (kademelilik).

TÜRK MEDENİ KANUNU 981. MADDESİ KAPSAMINDA ZOR KULLANMA

MADDE 981-Zilyet, her türlü gasp veya saldırıyı kuvvet kullanarak defedebilir.
Zilyet, rızası dışında kendisinden alınan şeyi taşınmazlarda el koyanı kovarak, taşınırlarda ise eylem sırasında veya kaçarken yakalananın elinden alarak zilyetliğini koruyabilir. Ancak, zilyet durumun haklı göstermediği derecede kuvvet kullanmaktan kaçınmak zorundadır.

ZİLYETİN KORUNMASI

Zilyet; bir şey üzerinde fiili hakimiyeti bulunan kişi, o şeyin zilyedidir.

Zilyet; her türlü gasp ve saldırıyı kuvvet kullanarak def edebilir.

Zilyet; gasp edilen/saldırılan/çalınan taşınır veya taşınmaz mallara yönelik fiilleri zor kullanarak önleme hakkına sahiptir.

Zilyet; durumun haklı göstermediği derecede/oranda fazladan kuvvet kullanırsa suçlu olur.

Örnek:Arkadaşından emanet aldığı aracı çalmaya çalışan hırsıza karşı fiili saldırıda bulunulması.

Türk Medeni Kanunu’nun 981. maddesi kapsamında zilyedin korunmasının şartları; Mal varlığına yönelmiş haksız bir saldırı olmalı, Saldırının acil def edilmesi gerekli,  Zor kullanma saldırıyı yapan kişiye karşı yapılmalı, Zor kullanma etkili ve caydırıcı olmalı, Alınan önlem ile korunan mal arasında oran olmalı, Savunma ile korunan malın değeri arasında ölçü bulunmalı, Zor kullanma zorunlu ve son çare olmalıdır.

TÜRK BORÇLAR KANUNU 52. MADDESİ KAPSAMINDA ZOR KULLANMA

MADDE 52-Haklı savunmada bulunan, saldıranın şahsına veya mallarına verdiği zarardan sorumlu tutulamaz. Kendisini veya başkasını açık ya da yakın bir zarar tehlikesinden korumak için diğer bir kişinin mallarına zarar verenin, bu zararı giderim yükümlülüğünü hakim hakkaniyete göre belirler. Hakkını kendi gücüyle koruma durumunda kalan kişi, durum ve koşullara göre o sırada kolluk gücünün yardımını zamanında sağlayamayacak ise ve hakkının kayba uğramasını ya da kullanılmasının önemli ölçüde zorlaşmasını önleyecek başka bir yol da yoksa, verdiği zarardan sorumlu tutulamaz.

MEŞRU MÜDAFAA

Meşru müdafaa; Bir kimsenin kendisine veya başkasına yöneltilen ağır ve haksız maddi bir saldırıyı uzaklaştırmak için gösterdiği zorunlu tepkidir.

Meşru müdafaa halinde; saldırı yapanın şahsına veya mallarına verilen zararlardan dolayı tazminat ödenmez. Çünkü insanın can ve malını saldırgana karşı koruması en doğal hakkıdır. Bundan dolayı zarar doğmuş ise tazmini hakim takdir eder.

Örnek:Çantasını çalan hırsızı kovalarken hırsızın düşerek ayağını kırması sonucunda hırsız tazminat talebinde bulunamaz.

Türk Borçlar Kanunu’nun 52. maddesi kapsamında meşru müdafaanın şartları; Saldırı kişinin veya başkasının mal veya can varlığına yönelmiş olmalı, Hukuka aykırı bir saldırı olmalı, Saldırı gerçek olmalı, Saldırı zor kullanma esnasında da devam ediyor olmalı, Saldırının acil def edilmesi gerekli,  Zor kullanma saldırıyı yapan kişiye karşı yapılmalı, Zor kullanma etkili ve caydırıcı olmalı, Alınan önlem ile korunan mal arasında oran olmalı, Savunma ile korunan malın değeri arasında ölçü bulunmalı, Zor kullanma zorunlu ve son çare olmalıdır.

ZARURET HALİ (IZTIRAR-ZORDA KALMA)

Zaruret hali; bir kimsenin gerek kendisinin gerek başkasının şahsına veya mallarına derhal vuku bulacak bir tehlikeden kurtarmak için zorunlu olan derecede tehlike ile alakası olmayan diğer bir şahsın mallarına zarar vermesidir.

Kişi; kendisinin veya başkasının can ve malını derhal tehlikeden korumak adına zorunlu olacak derecede tehlike ile ilgisi olmayan üçüncü bir kişinin malına zarar vermesi halinde herhangi bir zarar ziyan ödenmesini hakim takdir eder.

Örnek:Dağda donma tehlikesi ile karşılaşan birisinin bulmuş olduğu dağ evinin kapısını kırarak donmadan kurtulması.

Türk Borçlar Kanunu’nun 52. maddesi kapsamında zaruret halinin şartları; Kendisine veya başka bir kişinin şahsına veya malına yönelik bir tehlike veya zarar olmalı, Tehlikeye zorda kalanın neden olmaması gerekir, Tehlike ile ilgisi olmayan üçüncü bir kişinin malına zarar verilmiş olması gerekir, Önlemek istenen tehlike verilecek zarardan daha ağır ve büyük olmalı, Tehlikeden kurtulmak adına başkasının malına zarar vermekten başka çare olmamalıdır.

KENDİ HAKKINI KORUMAK İÇİN KUVVET KULLANIMI (İHKAKI HAK)

Kendi hakkının korunması için kuvvet kullanımı; Devlet organlarının yardımını veya aracılığını istemenin zamana bağlı olduğu kabul edilen acil hallerde istisnai olarak şahsın kendi hakkını koruması için kuvvet kullanılmasıdır.

Örnek:Yaz mevsimi nedeniyle şehirdeki evini kilitleyip yazlık konutuna giden kişinin şehre döndüğünde konutundaki eşyaların rızası dışında nakliye firmasına ait araca yüklendiğini görmesi ile kolluğa haber vermesi ancak kolluğun olay yerine intikal etmemesi sebebiyle nakliye firmasının aracının lastiklerinin havasını söndürmesi.

Türk Borçlar Kanunu’nun 52. maddesi kapsamında kendi hakkının korunması için kuvvet kullanılmasının şartları; Kuvvet kullananın korunacak bir hakkı ve kuvvet kullanımı bu hakkı korumaya yönelik olmalıdır, Yetkili bir devlet organının hakkı korumak için zamanında el atmasının mümkün olmaması gerekir, Hakkın korunması için başka bir imkan mevcut olmamalıdır, Kullanılacak kuvvet sonunda ihlal edilecek hukuki yararla korunacak hukuki yarar arasında bir denge bulunmalı, Korunan hukuki yarar daha üstün değerde olmalıdır.

TÜRK CEZA KANUNU 24. ve 25. MADDELERİ KAPSAMINDA ZOR KULLANMA

MADDE 24- Kanunun hükmünü yerine getiren kimseye ceza verilmez. Yetkili bir merciden verilip, yerine getirilmesi görev gereği zorunlu olan bir emri uygulayan sorumlu olmaz. Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi takdirde yerine getiren ile emri veren sorumlu olur. Emrin, hukuka uygunluğunun denetlenmesinin kanun tarafından engellendiği hallerde, yerine getirilmesinden emri veren sorumlu olur.

MADDE 25-  Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez. Gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakka yönelik olup, bilerek neden olmadığı ve başka suretle korunmak olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını kurtarmak zorunluluğu ile ve tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasında orantı bulunmak koşulu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.

KANUN HÜKMÜNÜ İCRA

Kanunun emrini icra eden yani yerine getiren kamu görevlisine ceza verilmez.

Örnek: İcra İflas Kanunu kapsamında haciz kararı alınmış olan bir konuta icra memurunun izinsiz girmesinde konut dokunulmazlığının ihlali suçu oluşmadığı için icra memuruna ceza verilmez.

YETKİLİ MERCİİN EMRİNİ İFA

Kanuna aykırı emir; yetkili merciinin kanun, tüzük ve yönetmelik hükümlerine aykırı bir emir vermesi halinde emir yerine getirmez ve bu aykırılığı emri verene bildirir. Ancak, bu yetkili mercii emrinde ısrar eder ve bu emrini yazılı olarak yenilerse, emir yerine getirilir. Bu durumda emri yerine getiren sorumlu olmazken emri veren sorumludur.

Örnek: Bir kamu kurumundaki amir, emri altında çalışan memura kamu aracını kişisel amaçları için kullanmak üzere anahtarını verip memuru kişisel bir eşyasını almaya göndermesi.

Konusu suç teşkil eden emir; yetkili mercii tarafından konusu suç teşkil eden emir verilmesi halinde hiçbir suretle yerine getirilmez. Emir yerine getirildiği takdirde hem emri veren hem emri uygulayan sorumludur.

Örnek: Bir kamu kurumundaki amir, emri altında çalışan memura göstericileri dövmesini veya göstericilere işkence etmesini emretmesi.

MEŞRU MÜDAFAA

Meşru müdafaa; Bir kimsenin kendisine veya başkasına yöneltilen ağır ve haksız maddi bir saldırıyı uzaklaştırmak için gösterdiği zorunlu tepkidir.

Örnek:Çantasını çalan hırsızı kovalarken hırsızın yaralanmasında kişiye ceza verilmez.

Türk Ceza Kanunu 24. ve 25. maddeleri kapsamında meşru müdafaa şartları; Meşru müdafaada bulunan kişinin kendisinin veya üçüncü bir kişinin şahıs veya malvarlığına karşı yönelmiş bir saldırı yahut hemen başlamak üzere olan bir saldırı bulunmalıdır, Meşru müdafaa sırasında saldırı devam ediyor olmalıdır, Saldırı hukuka aykırı olmalıdır, Müdafaa, saldırıya karşı gerekli ölçüde olmalıdır, Saldırganın kendisine veya malına zarar verilmiş olmalıdır, Saldırı ciddi ve gerçek olmalıdır, Saldırıdan başka suretle kurtulma imkanı bulunmaması gerekmektedir, Savunma ile saldırı arasında oran bulunması gerekmektedir.

Meşru müdafaa hakkının kullanılmasında kanunlarda da belirtilen bu sınırların kasıtlı olarak aşılması halinde cezai sorumluluk getirmektedir. Böyle bir durumda kasten yaralamaya ilişkin hükümler uygulanmakta verilecek olan cezada indirim yapılmaktadır.

ZARURET HALİ (IZTIRAR-ZORDA KALMA)

Zaruret hali; bir kimsenin gerek kendisinin gerek başkasının şahsına veya mallarına derhal vuku bulacak bir tehlikeden kurtarmak için zorunlu olan derecede tehlike ile alakası olmayan diğer bir şahsın mallarına zarar vermesidir.

Örnek:Dağda donma tehlikesi ile karşılaşan birisinin bulmuş olduğu dağ evinin kapısını kırarak konuta girmesinde zorda kalan kişi mala zarar verme ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından ceza almaz.

Türk Ceza Kanunu 24. ve 25. maddeleri kapsamında zaruret halinin şartları; Kendisine veya başka bir kişinin şahsına veya malına yönelik bir tehlike veya zarar olmalı, Tehlikeye zorda kalanın neden olmaması gerekir, Tehlike ile ilgisi olmayan üçüncü bir kişinin malına zarar verilmiş olması gerekir, Önlemek istenen tehlike verilecek zarardan daha ağır ve büyük olmalı, Tehlikeden kurtulmak adına başkasının malına zarar vermekten başka çare olmamalıdır.

İŞYERİ ve KONUTA GİRME YETKİSİ

5188 sayılı kanunun 7. maddesi gereğince özel güvenlik görevlileri;

Yangın, deprem gibi tabii afet durumlarında ve imdat istenmesi halinde görev alanındaki işyeri ve konutlara girme konularında açıkça yetkilendirilmiştir.

Anayasanın 21. maddesi gereğince; kimsenin konutuna dokunulamaz. Milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hakim kararı olmadıkça yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça kimsenin konutuna girilemez.

Ancak 5188 sayılı kanunda buna istisna getirilmiş olup yangın deprem gibi tabii afet durumlarında ve imdat istenmesi halinde görev alanındaki işyeri ve konutlara girme yetkisini özel güvenlik görevlilerine tanımıştır.

Konuta ve iş yerine girme yetkisinin kanuna aykırı bir şekilde kullanılmasında konut dokunulmazlığını ihlal suçu oluşur.

SİLAH YETKİSİ

5188 sayılı kanunun 8. maddesi gereğince özel güvenlik görevlileri; hangi koruma ve güvenlik hizmeti için ne miktar ve özellikte ateşli silah bulundurulabileceği Özel Güvenlik Komisyonu tarafından belirlenir demek suretiyle dolaylı olarak silah taşıma, bulundurma ve kullanma konusunda yetkilendirilmişlerdir.

Görevin niteliği uzun namlulu silah bulundurmayı ve taşımayı gerektiriyorsa Valiliklerce; Genel Kurmay Başkanlığının bu konudaki görüşü alınarak uzun namlulu silahın niteliği ve sayısı komisyon tarafından karar verilir.

2559 Sayılı Polis Vazife ve Sehahiyet Kanunun 16. maddesi polisin silah kullanmaya yetkili olduğu durumları belirlemiştir. Polis Vazife ve Selahiyet Tüzüğünün 17. maddesinde de yetkilerini nasıl kullanacağı belirlenmiştir. 5188 sayılı kanunda ise genel düzenleme itibariyle özel güvenlik görevlilerinin silahsız olması esası vardır. Bu nedenle silah bulundurma ve taşıma yetkisi çok istisnai koşullara özgü verilmiştir.

Kolluk personelinin adli ve idari görevleri sırasında başvurduğu zor kullanma tedbirlerinin en ileri aşamasını silah kullanma oluşturmaktadır.

Silahlı özel güvenlik görevlileri ancak kendilerine veya üçüncü şahıslara karşı yönelmiş saldırılara karşı ve meşru müdafaa (kendini savunma) durumunda saldırı veya saldırganı savuşturmak amacı ile ve son çare olarak silah kullanma yetkisine sahiptirler. Silah kullanma mecburiyeti, zor kullanmanın en ağır ve en son biçimidir. Silah kullanma yetkisi karşısındakine mutlaka öldürücü şekilde ateş edilmesi demek değildir.

Eğitim ve öğretim kurumlarında sağlık tesislerinde, talih oyunları işletmelerinde, içkili yerlerde silahlı özel güvenlik görevlisi çalıştırılmasına izin verilmez. Özel güvenlik görevlileri özel toplantılarda, spor müsabakalarında, sahne gösterileri vb… etkinliklerde silahlı olarak görev yapamazlar.

SUÇA EL KOYMA VE DELİLLERİ MUHAFAZA YETKİSİ

5188 sayılı kanunun 7. maddesi gereğince özel güvenlik görevlileri;

Olay yerini ve delilleri koruma amacıyla suça el koyma ve delilleri muhafaza konusunda açıkça yetkilendirilmiştir.

5188 sayılı kanuna göre özel güvenlik birimleri ve görevlileri görev alanında bir suçla karşılaştığında suça el koymak, suçun devamını önlemek, sanığı tespit ve yakalama ile olay yerini ve suç delilerini tespit, muhafaza ve yetkili genel kolluğa teslim etmekle görevli ve yetkilidir. Ayrıca genel kolluğun olaya el koymasından itibaren araştırma ve delil toplama faaliyetine de yardımcı olurlar.

Özel güvenlik görevlisi delil toplamaz kolluk talebi doğrultusunda sadece yardımcı olur. Muhafaza altına alınan deliller genel kolluğa teslim edilir. Bir başka anlatımla özel güvenliğin delil tespit etme yetkisi varken delil toplama yetkisi yoktur.

İDARİ PARA CEZASI VEYA YAPTIRIM GEREKTİREN FİİLLER

Bu Kanunda öngörülen idari para cezasını veya yaptırımı gerektiren fiiller şunlardır:

Özel güvenlik kimlik kartını başkasına kullandıran özel güvenlik yöneticisi ve görevlisine üçbin Türk Lirası idari para cezası verilir ve bu kişilerin özel güvenlik kimlik kartı valilikçe iptal edilir. Bu kişiler bir daha özel güvenlik alanında çalışamazlar.

Diğer kişi, kurum ve kuruluşlara sağlanacak özel güvenlik hizmetini 5 inci maddede belirtilen süre içinde ilgili valiliğe bildirmeyen özel güvenlik şirketlerine her bildirim için üçbin Türk Lirası idari para cezası verilir.

6 ncı madde uyarınca mülki idare amirlerince istenen ilave tedbirleri almayan kişi, kurum, kuruluş veya şirketlerin yöneticilerine altıbin Türk Lirası idari para cezası verilir.

Mülki idare amirinin veya birlikte görev yapılan yetkili genel kolluk amirinin verdiği emirleri yerine getirmeyen veya bir suçun işlendiğini göreviyle bağlantılı olarak öğrenip de bu suç ile ilgili yetkili genel kolluğa bilgi vermeyen özel güvenlik yöneticisi ve görevlileri ile bu emrin yerine getirilmemesi eylemine sebep olan özel güvenlik yöneticisi ve görevlisinin bağlı oldukları kişi, kurum, kuruluş veya şirket yetkilileri bir yıl süreyle özel güvenlik alanında görev alamazlar.

Geçerli mazereti olmadan denetim esnasında güvenlik sorumlusunu veya yöneticiyi bulundurmayan, denetim kapsamındaki bilgi, belge ve kayıtları vermeyen kişi, kurum, kuruluş ve şirketlere beşbin Türk lirası, denetimlerde tespit edilip giderilmesi istenen eksiklikleri gidermeyen kişi, kurum, kuruluş veya şirketlerin yöneticilerine altıbin Türk Lirası idari para cezası verilir.

Özel güvenlik görevlisini koruma ve güvenlik hizmetleri dışında başka bir işte çalıştıran, üniforma giydirmeyen veya izin verilen dışında teçhizat giydirerek çalıştıran kişi, kurum ve kuruluşlara her tespit için üçbin Türk Lirası idari para cezası verilir.

11 inci maddenin ikinci fıkrası ile 12 nci maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen bildirimleri süresinde yerine getirmeyenlere üçbin Türk Lirası idari para cezası verilir.

Yetkili genel kolluk kuvvetlerine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla direnen veya cebir kullanan ya da tehdit eden özel güvenlik yöneticisi ve görevlisi ile ateşli silâhını bu Kanuna aykırı veya görev alanı dışında kullanan, görevi dışında üniforması ile toplantı ve gösteri yürüyüşlerine katıldığı tespit edilen özel güvenlik görevlilerinin özel güvenlik kimlik kartı valilikçe iptal edilir. Bu kişiler bir daha özel güvenlik alanında çalışamazlar.

Grev yasağına uymayan özel güvenlik görevlileri altı ay süreyle özel güvenlik alanında görev alamazlar.

Bu maddede öngörülen cezalar mahalli mülki amir tarafından verilir.

ÖZEL GÜVENLİK GÖREVLİSİ OLMA ŞARTLARI

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak

Silahsız olarak görev yapacaklar için en az sekiz yıllık ilköğretim veya ortaokul; silahlı olarak görev yapacaklar için en az lise veya dengi okul mezunu olmak.

18 yaşını doldurmuş olmak.

26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa bile;

1)Kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olmamak.

2)Affa uğramış olsa bile Devletin güvenliğine, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, özel hayata ve hayatın gizli alanına ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ile uyuşturucu veya uyarıcı madde suçları, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık ve fuhuş suçlarından mahkûm olmamak.

3)Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, özel hayata ve hayatın gizli alanına, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ile uyuşturucu veya uyarıcı madde suçlarından dolayı hakkında devam etmekte olan bir soruşturma veya kovuşturma bulunmamak.

Görevin yapılmasına engel olabilecek vücut ve akıl hastalığı ile engelli bulunmamak.

14 üncü maddede belirtilen özel güvenlik temel eğitimini başarıyla tamamlamış olmak.

Güvenlik soruşturması olumlu olmak.

ÖZEL GÜVENLİK GÖREVLİLERİNİN YÜKÜMLÜLÜKLERİ

1-KOLLUK TALEBİNİ YERİNE GETİRME YÜKÜMLÜLÜĞÜ

İl idaresi kanununa göre özel güvenlik personeli, mülki idare amirinin ve genel kolluk amirinin emirlerini de yerine getirmekle yükümlüdür bu bağlamda olay yerine gelerek olaya el koyan genel kolluk amiri, özel güvenlik görevlilerine emir verebilir.

2-İHBAR YÜKÜMLÜLÜĞÜ

Özel güvenlik görevlisi kamu adına soruşturma ve kovuşturmayı gerektiren bir suçun işlendiğini, göreviyle bağlantılı olarak öğrenip de yetkili makamlara bildirmek zorundadır.

3-OLAY YERİNİN KORUNMASI YÜKÜMLÜLÜĞÜ

Özel güvenlik görevlisinin görev alanında bir olayın meydana gelmesi halinde genel kolluk kuvvetleri müdahale edene kadar olay yerini koruyacak, olayın seyri ve konumu ile olayla ilgili tüm nesne ve ipuçlarını, tanık veya sanık durumundaki kişilerin kimlik ve eşkal bilgilerini olay yerine gelecek  genel kolluk ve uzman  birimlere ilk bilgileri vermesi gerekmektedir.

ÖZEL GÜVENLİK GÖREVLİLERİNİN TEMEL GÖREVLERİ

Özel güvenlik izni alan ilgili kurum ve kuruluşların adres belirtmiş oldukları görev alanı veya güzergâhı içerisinde ilgili kurum ve kuruluşların varlıklarına yönelik suç işlenmesini hukuka uygun usullerle önleyecek tedbirleri almak.

Suç işlendiğinde kendisine kanunlarca verilmiş olan yetkiler çerçevesinde olaya müdahale etmek ve süratle kolluğa haber vermek.

Kolluk güçleri olay yerine gelene kadar, soruşturmanın uygun şekilde yürütülmesini sağlayacak bilgi, belge, doküman ve tanıkları muhafaza etmek.

Kolluğun olaya el koymasından sonra, kolluğun talebi halinde ve kolluğun direktifleri doğrultusunda kolluğa yardımcı olmak.

ÖZEL GÜVENLİK GÖREVLİLERİNİN HAKLARI

1-MEMURİYET SIFATINDAN DOĞAN YARGILANMA HAKKI

5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanununun 23 üncü maddesine göre, özel güvenlik görevlileri Türk Ceza Kanununun uygulanmasında memur sayılır.

Bu bağlamda özel güvenlik görevlilerine karşı görevleri sebebiyle suç işleyenler; devlet memurları aleyhine suç işlemiş gibi cezalandırılır.

Özel güvenlik görevlileri; güvenlik hizmetlerini yürütürken suç işlemeleri halinde ise memurlar gibi ceza alırlar.

2-2330 SAYILI KANUNDAN DOĞAN NAKDİ TAZMİNAT VE AYLIK BAĞLANMASI HAKKI

Kamu Kurum ve Kuruluşlarında 5188 sayılı kanunda yazılı görevleri yerine getirirken yaralanan, sakatlanan özel güvenlik görevlilerine veya ölen özel güvenlik görevlilerinin kanuni mirasçılarına 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun gereğince tazminat ve aylık bağlanır.

Tazminatın belirlenmesi aşamasında kamu kurum ve kuruluşlarında 5188 sayılı kanunda yazılı görevleri yerine getirirken yaralanan, sakatlanan özel güvenlik görevlilerine veya ölen özel güvenlik görevlilerinin kanuni mirasçılarına iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi veya 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerinde belirtilen tazminat miktarlarından hangisi yüksekse o ödenir.

3-SENDİKAYA, DERNEK VE SİYASİ PARTİ ÜYE OLMA HAKKI

Özel güvenlik görevlileri sendika üyesi olabilir fakat greve katılamazlar. Özel güvenlik görevlileri dernek kurma ve dernek üyesi olma hakları vardır.

Kamu kurum ve kuruluşlarında memur statüsündeki görevliler hizmet bakımından siyasi partilere üye olamazlar.

İşçi statüsü ile çalışan özel güvenlik görevlileri bir araya gelerek dernek, sendika veya vakıf kurabilir ve siyasal partiye üye olabilirler.

ÖZEL GÜVENLİK GÖREVLİLERİNİN YARGILANMASI ve DİSİPLİNİ

1-DEVLET MEMURU STATÜSÜNDEKİ ÖZEL GÜVENLİK GÖREVLİLERİ

Özlük hakları ve disiplin bakımından 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu çerçevesinde 5188 Sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanuna tabii olup haklarında verilen disiplin cezalarına karşı idare mahkemesine karşı dava açarlar.

2-İŞÇİ STATÜSÜNDEKİ ÖZEL GÜVENLİK GÖREVLİLERİ

Özlük hakları ve disiplin bakımından 4857 Sayılı İş Kanunu çerçevesinde 5188 Sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanuna tabii olup haklarında verilen disiplin cezalarına karşı iş mahkemesine karşı dava açarlar.

ÖZEL GÜVENLİK GÖREVLİLERİNİN İŞLEYEBİLECEĞİ SUÇLAR

HAKSIZ ARAMA (TCK 120)

Hukuka aykırı olarak bir kimsenin üstünü veya eşyasını arayan kamu görevlisine üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.

ZOR KULLANMA YETKİSİNE İLİŞKİN SINIRIN AŞILMASI (TCK 256)

Zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanması halinde, kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

KASTEN YARALAMA (TCK 86/3-d)

Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Kasten yaralama suçunun; kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

HAKARET (TCK 125/3-a)

Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Hakaret suçunun; kamu görevlisine karşı görevinden dolayı, işlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.

KİŞİ HÜRRİYETİNDEN YOKSUN KILMA (TCK 109/3-d)

Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.  Bu suçun; kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır.

GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA (TCK 257/1)

Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

GÖREVİ İHMAL (TCK 257/2)

Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

KONUT DOKUNULMAZLIĞINI İHLAL (TCK 116/1 – TCK/119/1-e)

Bir kimsenin konutuna, konutunun eklentilerine rızasına aykırı olarak giren veya rıza ile girdikten sonra buradan çıkmayan kişi, mağdurun şikayeti üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun; kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, işlenmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.

RÜŞVET (TCK 251/1-2)

Görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, bir kamu görevlisine veya göstereceği bir başka kişiye menfaat sağlayan kişi, dört yıldan oniki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, kendisine veya göstereceği bir başka kişiye menfaat sağlayan kamu görevlisi de birinci fıkrada belirtilen ceza ile cezalandırılır.

ZİMMET (TCK 247/1-2-3)

Görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının zimmetine geçiren kamu görevlisi, beş yıldan on iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Suçun, zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. Zimmet suçunun, malın geçici bir süre kullanıldıktan sonra iade edilmek üzere işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranına kadar indirilebilir.

RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK (TCK 204/2)

Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

ÖZEL GÜVENLİK GÖREVLİLERİNE KARŞI İŞLENEBİLECEK SUÇLAR

GÖREVİ YAPTIRMAMAK İÇİN DİRENME (TCK 265/1)

Kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

KASTEN YARALAMA (TCK 86/3-c)

Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Kasten yaralama suçunun; kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle işlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

HAKARET (TCK 125/3-a)

Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Hakaret suçunun; kamu görevlisine karşı görevinden dolayı, işlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.

TEHDİT (TCK 106/1)

Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikayeti üzerine, altı aya kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur.

ÖZEL GÜVENLİK KOMİSYONU

5188 Sayılı Kanunda belirtilen özel güvenlikle ilgili kararları almak üzere valinin görevlendireceği bir vali yardımcısının başkanlığında, il emniyet müdürlüğü, il jandarma komutanlığı, ticaret odası başkanlığı, sanayi odası başkanlığı temsilcisinden oluşur.

Sanayi odasının bulunmadığı illerde komisyona ticaret ve sanayi odası başkanlığının temsilcisi katılır.

Özel güvenlik izni verilmesi ya da bu uygulamanın kaldırılması için başvuran kişi ya da kuruluşun temsilcisi ilgili komisyon toplantısına üye olarak katılır.  Ancak oy hakkı bulunmamaktadır.

Komisyon, 15 günde bir veya gerekli hallerde başkanın çağrısı üzerine üye tam sayısının yarısının bir fazlasıyla toplanır, kararlarını oy çokluğu ile alır, oyların eşitliği halinde başkanın bulunduğu taraf çoğunluk sayılır ve çekimser oy kullanılamaz.

ÖZEL GÜVENLİK MALİ SORUMLULUK SİGORTASI

Özel hukuk tüzel kişileri ve özel güvenlik şirketleri, istihdam ettikleri özel güvenlik görevlilerinin üçüncü kişilere verecekleri zararların tazmini amacıyla özel güvenlik malî sorumluluk sigortası yaptırmak zorundadır.

Özel güvenlik mali sorumluluk sigortası poliçelerinin birer sureti, personelin göreve başladığı tarihten itibaren 15 gün içinde, geçici veya acil özel güvenlik izinlerinde ise müracaat sırasında valiliğe verilir.

Özel güvenlik mali sorumluluk poliçesi ibraz edilemeyen hallerde, özel güvenlik mali sorumluluk poliçesi yerine geçen belgeye ise kuvertür mektubu denir.

ÖZEL GÜVENLİK GÖREVLİLERİNİN SİVİL KIYAFET KULLANMASI

Özel güvenlik görevlileri görev alanı içinde ve süresince üniforma giyerler. Görevin ve işyerinin özelliği nedeniyle gerekli görülen hallerde sivil kıyafetle görev yapılmasına komisyon izin verebilir.

MÜTAKABİLİYET ESASI

Yabancı bir şirketin Türkiye’de özel güvenlik hizmeti vermesi, Türkiye’de kurulan bir şirkette yabancı ortak bulunması veya bir özel güvenlik eğitim kurumunda uzman eğitici olarak yabancı uyruklu kişilerin istihdamı mütekabiliyet (karşılıklılık) esaslarına göre Kanunda belirtilen şartlara tabidir. Bu alanda mütekabiliyetin mevcut olup olmadığı Dışişleri Bakanlığından sorulur.

GEÇİCİ VE ACİL DURUMLARDA ÖZEL GÜVENLİK İZNİ YETKİSİ

Toplantı, konser, sahne gösterileri ve benzeri etkinliklerde, para veya değerli eşya nakli veya cenaze töreni gibi geçici veya acil hallerde, özel güvenlik izni; özel güvenlik komisyonuna müracaat etmeye gerek kalmadan istisnai olarak vali tarafından verilir.

5188 SAYILI YASADA BELİRTİLMİŞ OLAN SÜRELER

Geçici özel güvenlik izni için valiliğe söz konusu etkinliğin başlamasından en az 48 saat önce müracaatta bulunulur. Valiliğe yapılan müracaatlar faaliyetin başlamasından en geç 24 saat öncesinde neticelendirilir.

Göreve başlayan özel güvenlik görevlileri işveren tarafından 15 gün içinde özel güvenlik mali sorumluluk poliçesi ile birlikte valiliğe bildirilir.

Herhangi bir sebeple görevinden ayrılan özel güvenlik görevlileri işveren tarafından 15 gün içinde valiliğe bildirilir.

Geçici haller dışındaki özel güvenlik uygulaması, en az 1 ay önce başvurulması şartıyla komisyonun kararı ve valinin onayı ile sona erdirilebilir.

Silahlı ve silahsız özel güvenlik görevlilerinin güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması 1 ay içinde tamamlanır.

4857 sayılı İş Kanunun 20. maddesine göre iş sözleşmesi fesih edilen işçi 1 ay içerisinde iş mahkemesine dava açması gerekmektedir.

4857 SAYILI İŞ KANUNU HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKENLER

İŞ SÖZLEŞMESİ

Süresi bir yıl daha fazla olan iş sözleşmelerinin yazılı şekilde yapılması zorunludur. Yazılı sözleşme yapılmayan hallerde işveren işçiye en geç iki ay içinde genel ve özel çalışma koşullarını belirtir bir belge vermekle yükümlüdür.

FAZLA ÇALIŞMA ÜCRETİ

Fazla çalışma kanunda yazılı koşullar çerçevesinde haftalık 45 saati aşan çalışmalardır. Her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının % 50 yükseltilmesi suretiyle ödenir.

HAFTA TATİLİ ÜCRETİ

Ulusal bayram ve tatil olarak kabul edilen günlerde çalışmazlarsa bir iş karşılığı olmaksızın o günün ücreti tam olarak tatil yapmayarak çalışma yaparlarsa ayrıca çalışılan her gün için bir günlük ücret ödenir.

ÜCRETLİ İZİN SÜRELERİ

Yıllık ücretli izin süreleri ve hizmet süresi;

1 yıldan 5 yıla kadar ( Beş yıl dahil) 14 gün

5 yıldan fazla 15 yıldan az olanlar 20 günden

15 yıl ( dahil) ve daha fazla olanlar 26 günden az olamaz.

ÇALIŞMA SÜRESİ

Genel bakımdan çalışma süresi haftada en çok 45 saattir. Aksi kararlaştırılmamışsa bu süre, işyerinde haftanın çalışılan günlerine bölünerek uygulanır.

ARA DİNLENMESİ

Günlük çalışma süresinin ortalama bir zamanda o yerin gelenekleri ve işin gereğine göre ayarlanarak;

4 saat veya daha kısa süreli işlerde 15 dakika

4 saatten fazla 7,5 saate kadar süreli işlerde 30 dakika

7,5 saatten fazla süreli işlerde 1 saat ara dinlenmesi verilir.

İHBAR SÜRELERİ

Belirsiz süreli iş sözleşmesinin feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi gerekir;

6 aya kadar çalışmalarda 2 hafta

6 aydan 1,5 yıla kadar çalışmalarda 4 hafta

1,5 yıldan 3 yıla kadar çalışmalarda 6 hafta

3 yıldan fazla çalışmalarda 8 hafta ihbar süresi tanınmıştır.

İŞE İADE DAVASI

4857 sayılı İş Kanunun 20. maddesine göre iş sözleşmesi fesh edilen işçi; fesih bildirimine sebep gösterilmediği veya sebebin geçerli bir sebep olmadığı gerekçesi ile 1 ay içerisinde iş mahkemesine dava açması gerekmektedir.

İŞVERENİN DERHAL FESİH HAKKI SEBEPLERİ

İşçinin içkiye düşkünlüğünden engelli hale gelmesi sebebiyle ardı ardına 3 iş günü devamsızlığı, İşçinin iş yerinde çalışmasında sakınca bulunduğunun sağlık kurulunca saptanması durumunda, İşçinin işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnatlarda bulunması, İşçinin işverenden izin almaksızın ardı ardına 2 iş günü işine devam etmemesi, İşçinin işyerindeki herhangi bir işçiye cinsel tacizde bulunması, İşçinin kendi kastından dolayı sakatlanması sonucu ardı ardına 3 gün işe gelmemesi, Düzensiz yaşayışından dolayı hastalanması nedeni ile bir ay içinde 5 gün işe gelmemesi.

İŞÇİNİN DERHAL FESİH HAKKI SEBEPLERİ

1-SAĞLIK SEBEPLERİ

İş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olursa, İşçinin sürekli olarak yakından ve doğrudan buluşup görüştüğü işveren yahut başka bir işçi bulaşıcı veya işçinin işi ile bağdaşmayan bir hastalığa tutulursa

2-ZORLAYICI SEBEPLER

İşçinin çalıştığı işyerinde bir haftadan fazla süre ile işin durmasını gerektirecek zorlayıcı sebepler ortaya çıkarsa.

3-AHLAK VE İYİ NİYET KURALLARINA UYMAYAN HALLER

İşveren iş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri hakkında yanlış vasıflar veya şartlar göstermek yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler vermek veya sözler söylemek suretiyle işçiyi yanıltırsa, İşveren işçinin veya ailesi üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak şekilde sözler söyler, davranışlarda bulunursa veya işçiye cinsel tacizde bulunursa,  İşveren işçiye veya ailesi üyelerinden birine karşı sataşmada bulunur veya gözdağı verirse, yahut işçiyi veya ailesi üyelerinden birini kanuna karşı davranışa özendirir, kışkırtır, sürükler, yahut işçiye ve ailesi üyelerinden birine karşı hapsi gerektiren bir suç işlerse yahut işçi hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ağır isnad veya ithamlarda bulunursa, İşçinin diğer bir işçi veya üçüncü kişiler tarafından işyerinde cinsel tacize uğraması ve bu durumu işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemler alınmazsa,  İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse, Ücretin parça başına veya iş tutarı üzerinden ödenmesi kararlaştırılıp da işveren tarafından işçiye yapabileceği sayı ve tutardan az iş verildiği hallerde, aradaki ücret farkı zaman esasına göre ödenerek işçinin eksik aldığı ücret karşılanmazsa, yahut çalışma şartları uygulanmazsa.

ANAYASA HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKENLER

İNSAN HAKLARI

İnsanı insan yapan ve sırf insan olarak herhangi bir şartta veya statüye bağlı olmadan doğuştan sahip olduğu dokunulmaz, vazgeçilmez, üstün nitelikli ahlaki değerlerdir. İnsanın doğmadan önce sahip olduğu, vazgeçilmeyen ve değerler sisteminde en üst sırada yer alan temel haklar İnsan Haklarıdır.

KİŞİ HAKLARI

Kişinin maddi ve manevi tüm varlığı ile ilgili bulunan bu varlığın korunması ve geliştirilmesine imkân veren haklardır. Kişi dokunulmazlığı, bireyi devlet görevlilerinden ve başka kişilerden gelen tehdit ve saldırılara karşı korur. Yaşam hakkının korunması, can güvenliğinin sağlanması ve vücut bütünlüğüne dokunulmamasını güvence altına alır. Anayasamız madde 17/3 ’te; “kimseye işkence ve eziyet yapılamaz, kimse insan haysiyeti ile bağdaşmayan bir cezaya veya muamele tabi tutulamaz” diyerek Kişi dokunulmazlığını güvence altına almıştır.

TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİN SINIRLANDIRILMASI

1-KORUYUCU HAKLAR

Kaynağını doğal hukuktan alan ve kişileri devlete ve topluma karşı koruyan bu haklar Anayasanın “kişinin hakları ve ödevleri” başlığı altında düzenlenmiştir. Bu haklar bireye haklar tanırken, devlete bunlara uyma yükümlülüğü getirmektedir.

2-İSTEME HAKLARI

Bu tür haklar Anayasa’nın “sosyal ve ekonomik haklar ve ödevler” bölümünde yer almaktadır. Bu haklar kişiye, devletten olumlu bir davranış, bir hizmet ve yardım yapmasını talep etme hakkı verir.

3-KATILMA HAKKI

Bu haklar kişiye siyasal görüş ve tutumlarını açıklama, örgütlenme, oy kullanma, referanduma katılma, seçme ve seçilme yolları ile vatandaşa toplum yönetiminde söz sahibi olma ve kararlara katılma imkânı verir.

4-YAŞAMA HAKKI

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 3. maddesinde yer alan bu hak, Sözleşmenin 2. maddesinde de güvence altına alınmıştır. Mutlak bir haktır. Olağanüstü dönemlerde bile askıya alınmaz. Kuvvet kullanma noktasında kesin zorunluluk bulunmaktadır.

1982 Anayasası madde 15’e göre temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması için savaş, seferberlik, sıkıyönetim ve olağanüstü hal olması gerekmektedir.

1982 Anayasasına göre temel hak ve hürriyetler; kanunla sınırlandırılabilir.

1982 Anayasası madde 12’de belirtilen temel hak ve hürriyetlerin nitelikleri; herkesin kişiliğine bağlıdır, dokunulmaz, devredilmez ve vazgeçilmez olmalarıdır.

Koruyucu haklarımız; kişi dokunulmazlığı, zorla çalıştırma yasağı, kişi hürriyeti ve güvenliği, özel hayatın gizliliği ve korunması sayılabilir.

Normlar hiyerarşisinin sıralaması anayasa, kanun, tüzük, yönetmelik ve genelge şeklindedir.

Anayasaya göre temel hak ve özgürlükler kişilerin hakları ve ödevleri, sosyal ve ekonomik haklar, siyasi haklar şeklinde tasnif edilir. Bu bağlamda Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun kişilerin hakları ve ödevleri alanına müdahale eder.

Olağanüstü hallerde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu karar alır.

Bu internet sitesinde yer alan bilgilerden ziyaretçilerin gerçekleştirecekleri işlem ve eylemlerden sorumluluk kabul edilmez. Tüm hakları saklıdır.